6 Mayıs 2013 Pazartesi


SELİMİYE CAMİİ

Şehirleri sembolize etmek, onları anlatmak, onlarla özdeşleşmiş yapılarla mümkündür. Bugün dünyamızda hemen her şehrin bir sembolü vardır. Paris deyince gözümüzde ilk Eiffel Kulesi canlanır; New York deyince Özgürlük Anıtı… Edirne’nin de sembol yapısı Selimiye Camii,  varlığı ile Edirne’ye güç katarak ona simgesel bir nitelik kazandırmıştır. Selimiye, Osmanlı İmparatorluğu’nun o dönemki gücünün en büyük simgelerindendir.
Rivayete göre bir gece Sultan II. Selim rüyasında Hz. Muhammed’i görür. Hz. Muhammed sultandan bir camii yapmasını istemiştir, üstelik camiinin yerini bile göstermiştir. Camiinin yeri ile ilgili diğer bir rivayet ise şöyledir: Kanuni İran seferine çıkarken Selim’i tahtının korunması için Edirne’de bırakmıştır. Gençlik yıllarından dolayı padişah, Edirne’ye özel bir sevgiyle bağlı olduğundan cami yaptırmak için tercihini Edirne’den yana kullanmıştır.

“TAŞ DEHAYA ULAŞTI DEHA TAŞ KESİLDİ”

II. Selim yaptırmak istediği camiye mimar olarak elbette ki dönemin mimarbaşını, Koca Sinan’ı, tayin eder. Sultanın emriyle cami 1568-1574 yılları arasında tamamlanır. Koca Sinan Edirne ve Selimiye Camii için şunları söylemiştir:
“Çıraklığımı İstanbul’daki Şehzade Camii’nde yaptım, kalfalığımı da Süleymaniye Camii’nde tamamladım. Fakat bütün gücümü bu Sultan Selim Han Camii’ne sarf edip uzmanlığımı gösterdim ve anlattım. Öyle büyük bir cami yaptım ki bütün halkın beğenisine layıktır.”
Edirneliler Mimar Sinan’ı bir Edirneli olarak bilir ve öyle sayarlar. Çünkü o; Edirne’yi yücelten en büyük eseri, tüm dehasını ortaya koyarak en güzel yeri bularak yerleştirmiştir. Çok uzaklardan dört minaresi ile göze çarpan yapı, kurulduğu yerin seçimiyle, Mimar Sinan'ın aynı zamanda usta bir şehircilik uzmanı olduğunu da göstermektedir. Kesme taştan yapılan cami iç bölümüyle 1.620 m2'lik,tümüyle 2.475 m2'lik bir alanı kaplar. Mimarlık tarihinde en geniş mekâna kurulmuş yapı olarak nitelenen Selimiye Camii, yerden yüksekliği 43.28 m. olan, 31.30 m çapındaki kubbesiyle ilgi çeker. Ayasofya'nınkinden daha büyük olan Kubbe, 6 m. genişliğindeki kemerlerle birbirine bağlanan 8 büyük payeye oturur. Köşelerde dört, mihrap yerinde bir yarım kubbe merkezi kubbeyi destekler. Koca Sinan, bu büyük eserinde Bizans ve antik çağ mabetlerinde görülmemiş bir teknik kullanmıştır. Daha önceki kubbeli yapılarda, asıl kubbe kademeli yarım kubbelerin üzerinde yükselmesine rağmen, Selimiye Camii tek bir kubbe ile örtülmüştür. Bu şekilde örttüğü iç mekâna verdiği genişlik ve ferahlıkla birlikte mekânın bir kerede kolayca anlaşılmasını sağlar. Kubbe aynı zamanda camiinin dış görünüşünün ana hatlarını da belirler.

 
Selimiye'nin her biri 70,89 metre yüksekliğinde, kalem gibi incecik 4 minaresi vardır. Minareler üçer şerefelidir. İki minaresinde şerefelerin üçüne giden yol ayrıdır. Bu minarelerden aynı anda üç şerefeye de birbirini görmeden üç kişi çıkabilir. Minarelerin kubbeye yakın olması, camiyi göğe doğru uzanıyormuş gibi gösteren bir görünüş güzelliği sağlar. Diğer camilerde ise minareler açığa yapılmış ve yapı genişlemiştir.

Cami, mimari özelliklerinin erişilmezliğinin yanında taş, mermer, çini, ahşap, sedef gibi süsleme özellikleriyle de son derece önemlidir. Mihrap ve minberi mermer işçiliğinin başyapıtlarındandır. Yapının içi İznik çinileriyle süslüdür. XVI. yüzyıl çiniciliğinin en güzel örnekleri olan bu çiniler sır altı tekniğinde yapılmıştır. Mihrap duvarı, minber köşk duvarı, hünkâr mahfili, duvarlar, kadınlar mahfili, kemer köşelikleri, kıble yönündeki pencere alınlıkları çinilerle bezenmiştir.  Büyük kubbenin tam altındaki hünkâr mahfili, 12 mermer sütunludur ve 2 metre yüksekliktedir. Hünkâr mahfili çinileri arasında, bir saraydan getirilerek buraya sonradan konmuş olabileceği düşünülen iki elma ağacının oluşturduğu “Elmalı Pano”nun Osmanlı çinilerinde özgün süsleme olarak ayrı bir değeri vardır.
Selimiye Camisinin taş duvarlarla çevrili geniş dış avlusunda, Darül-Sübyan, Darül-Kur'a ve Darül-Hadis yapıları bulunmaktadır. Bu yapıların bir bölümü ve medrese, Edirne Müzesi'nin çeşitli bölümlerini oluşturmaktadır.

TERS LALE MOTİFİ
Selimiye’den bahsetmişken Selimiye’nin en çok merak edilen “Ters lale” motifinden bahsetmemek olmaz. Ters lale motifi Hünkâr Mahfili’nin kuzeydoğu yönünde köşedeki mermer ayakta bulunur.
Ters laleyle ilgili halk arasında birçok söylence mevcuttur. Kimisi “Allah” ve “Lale” sözcüklerinde aynı harfler bulunması nedeniyle bu çiçeğe mistik bir anlam yüklerken, kimisi de Osmanlı Türkçesinde yazılmış lale sözcüğünün tersten okunduğunda Osmanlı’nın kutsal emaneti olan “Hilal” sözcüğünün ortaya çıktığını söyler. Bir başka yaklaşım da Mimar Sinan’ın o günlerde hastalanan ve ölen torunu Fatma için camiye Fatma’nın anısına böyle bir motif konulduğu ile  ilgilidir. Fakat en yaygın olarak bilinen, Selimiye’nin bugün bulunduğu yerde eskiden bir lale bahçesi olduğu, bu bahçenin sahibi olan kişinin Selimiye’nin yapımından önce Sinan’a zorluk çıkardığı ve ters lale ile Mimar Sinan’ın bu hanıma bir gönderme yaptığı yönündedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder