SELİMİYE CAMİİ
Şehirleri
sembolize etmek, onları anlatmak, onlarla özdeşleşmiş yapılarla mümkündür.
Bugün dünyamızda hemen her şehrin bir sembolü vardır. Paris deyince gözümüzde
ilk Eiffel Kulesi canlanır; New York deyince Özgürlük Anıtı… Edirne’nin de sembol
yapısı Selimiye Camii, varlığı ile
Edirne’ye güç katarak ona simgesel bir nitelik kazandırmıştır. Selimiye,
Osmanlı İmparatorluğu’nun o dönemki gücünün en büyük simgelerindendir.
Rivayete
göre bir gece Sultan II. Selim rüyasında Hz. Muhammed’i görür. Hz. Muhammed
sultandan bir camii yapmasını istemiştir, üstelik camiinin yerini bile
göstermiştir. Camiinin yeri ile ilgili diğer bir rivayet ise şöyledir: Kanuni
İran seferine çıkarken Selim’i tahtının korunması için Edirne’de bırakmıştır.
Gençlik yıllarından dolayı padişah, Edirne’ye özel bir sevgiyle bağlı
olduğundan cami yaptırmak için tercihini Edirne’den yana kullanmıştır.
“TAŞ DEHAYA ULAŞTI DEHA TAŞ KESİLDİ”
II.
Selim yaptırmak istediği camiye mimar olarak elbette ki dönemin mimarbaşını,
Koca Sinan’ı, tayin eder. Sultanın emriyle cami 1568-1574 yılları arasında
tamamlanır. Koca Sinan Edirne ve Selimiye Camii için şunları söylemiştir:
“Çıraklığımı
İstanbul’daki Şehzade Camii’nde yaptım, kalfalığımı da Süleymaniye Camii’nde
tamamladım. Fakat bütün gücümü bu Sultan Selim Han Camii’ne sarf edip
uzmanlığımı gösterdim ve anlattım. Öyle büyük bir cami yaptım ki bütün halkın
beğenisine layıktır.”
Edirneliler
Mimar Sinan’ı bir Edirneli olarak bilir ve öyle sayarlar. Çünkü o; Edirne’yi
yücelten en büyük eseri, tüm dehasını ortaya koyarak en güzel yeri bularak
yerleştirmiştir. Çok uzaklardan dört minaresi ile
göze çarpan yapı, kurulduğu yerin seçimiyle, Mimar Sinan'ın aynı zamanda usta
bir şehircilik uzmanı olduğunu da göstermektedir. Kesme taştan yapılan cami iç
bölümüyle 1.620 m2'lik,tümüyle 2.475 m2'lik bir alanı kaplar. Mimarlık
tarihinde en geniş mekâna kurulmuş yapı olarak nitelenen Selimiye Camii, yerden
yüksekliği 43.28 m. olan, 31.30 m çapındaki kubbesiyle ilgi çeker.
Ayasofya'nınkinden daha büyük olan Kubbe, 6 m. genişliğindeki kemerlerle
birbirine bağlanan 8 büyük payeye oturur. Köşelerde dört, mihrap yerinde bir
yarım kubbe merkezi kubbeyi destekler. Koca Sinan, bu büyük eserinde Bizans ve antik çağ mabetlerinde görülmemiş bir teknik
kullanmıştır. Daha önceki kubbeli yapılarda, asıl kubbe kademeli yarım
kubbelerin üzerinde yükselmesine rağmen, Selimiye Camii tek bir kubbe ile
örtülmüştür. Bu şekilde örttüğü iç mekâna verdiği genişlik ve ferahlıkla
birlikte mekânın bir kerede kolayca anlaşılmasını sağlar. Kubbe aynı zamanda
camiinin dış görünüşünün ana hatlarını da belirler.
Selimiye'nin
her biri 70,89 metre yüksekliğinde, kalem gibi incecik 4 minaresi vardır.
Minareler üçer şerefelidir. İki minaresinde şerefelerin üçüne giden yol
ayrıdır. Bu minarelerden aynı anda üç şerefeye de birbirini görmeden üç kişi
çıkabilir. Minarelerin kubbeye yakın olması, camiyi göğe doğru uzanıyormuş gibi
gösteren bir görünüş güzelliği sağlar. Diğer camilerde ise minareler açığa
yapılmış ve yapı genişlemiştir.
Cami, mimari özelliklerinin erişilmezliğinin yanında taş, mermer,
çini, ahşap, sedef gibi süsleme özellikleriyle de son derece önemlidir. Mihrap
ve minberi mermer işçiliğinin başyapıtlarındandır. Yapının içi İznik çinileriyle süslüdür. XVI. yüzyıl
çiniciliğinin en güzel örnekleri olan bu çiniler sır altı tekniğinde
yapılmıştır.
Mihrap duvarı, minber köşk duvarı, hünkâr mahfili, duvarlar, kadınlar mahfili,
kemer köşelikleri, kıble yönündeki pencere alınlıkları çinilerle bezenmiştir. Büyük kubbenin
tam altındaki hünkâr mahfili, 12 mermer sütunludur ve 2 metre yüksekliktedir. Hünkâr mahfili çinileri
arasında, bir saraydan getirilerek buraya sonradan konmuş olabileceği düşünülen
iki elma ağacının oluşturduğu “Elmalı Pano”nun Osmanlı çinilerinde özgün
süsleme olarak ayrı bir değeri vardır.
Selimiye Camisinin taş duvarlarla çevrili geniş dış avlusunda,
Darül-Sübyan, Darül-Kur'a ve Darül-Hadis yapıları bulunmaktadır. Bu yapıların
bir bölümü ve medrese, Edirne Müzesi'nin çeşitli bölümlerini oluşturmaktadır.
TERS LALE
MOTİFİ
Selimiye’den
bahsetmişken Selimiye’nin en çok merak edilen “Ters lale” motifinden
bahsetmemek olmaz. Ters lale motifi Hünkâr Mahfili’nin kuzeydoğu yönünde
köşedeki mermer ayakta bulunur.
Ters
laleyle ilgili halk arasında birçok söylence mevcuttur. Kimisi “Allah” ve “Lale”
sözcüklerinde aynı harfler bulunması nedeniyle bu çiçeğe mistik bir anlam
yüklerken, kimisi de Osmanlı Türkçesinde yazılmış lale sözcüğünün tersten
okunduğunda Osmanlı’nın kutsal emaneti olan “Hilal” sözcüğünün ortaya çıktığını
söyler. Bir başka yaklaşım da Mimar Sinan’ın o günlerde hastalanan ve ölen
torunu Fatma için camiye Fatma’nın anısına böyle bir motif konulduğu ile ilgilidir. Fakat en yaygın olarak bilinen,
Selimiye’nin bugün bulunduğu yerde eskiden bir lale bahçesi olduğu, bu bahçenin
sahibi olan kişinin Selimiye’nin yapımından önce Sinan’a zorluk çıkardığı ve ters
lale ile Mimar Sinan’ın bu hanıma bir gönderme yaptığı yönündedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder