13 Mayıs 2013 Pazartesi


YALNIZLIĞA ÖVGÜ

Bugün işten çıkınca doğruca eve geldim. Karnım acıkmıştı, yemek hazırlamaya koyuldum. Birden kapı çaldı -ya da ben öyle hissettim- davetsiz bir misafirim vardı: Yalnızlık Hanım!
Hoş, onun kapıyı çalmasına bile gerek yok ya. Ben kapıyı açsam da açmasam da zaten istediği zaman istediği şekilde gelir pat diye hayatıma. Bazen de yanımda insanlar olsa bile ben ona giderim koşarcasına. Bir yerde olurum bazen, etrafta bir sürü insan vardır. Lakin canım sıkılır, kaçmak isterim oradan. Evime kapanmak, bizim Yalnızlık Hanımla sohbet etmektir niyetim. Belki de yine onunla bir film izlemek, bir kitap üstüne düşünmek... Keserim dünyayla o an bütün ilişkimi. Kimse bana ulaşamasın, bizi rahatsız edemesin isterim. Kapatırım telefonu, bilgisayarı, televizyonu; başlar bu tatlı hanımla keyif saatlerimiz.
Görüşmeyeli epey oldu mu yoksa bana mı öyle geliyor, bilemedim doğrusu. Neyse… Çok özlemişim bizim Yalnızlık Hanım’ı yine. Birlikte yemek yaptık, sonra da afiyetle yedik. Ardından kahveler yapıldı ve karşılıklı kuruluverdik koltuklara. Evde ikimizden de ses çıkmıyordu, ama biz derin derin sohbet ediyorduk. Çünkü sözcükler sadece zihinlerimizden dökülüyordu. Bir süre böyle devam etti bu durum:  Ben söyledim, o düşündü; o söyledi, ben düşündüm…
Laf,  döndü dolaştı. Bizim Yalnızlık Hanım’ın bir sıkıntısı varmış meğer... İnsanların kendisini anlamamasından şikâyetçi imiş. “Özellikle son dönemlerde herkes beni gördüğünde bir cüzzamlıdan kaçarmış gibi kaçıyor” diye sitem etti bütün gün bana. Aslında haksız da sayılmaz. Çağımızın en büyük hastalığı “yalnızlık korkusu” bence de. İnsanlar yalnızlığı kimsesizlikle karıştırıyorlar çünkü. Yalnız olduklarında çevrelerinde hiç kimse olmayacağını, hayatlarını tek başlarına geçirmek zorunda kalacaklarını zannediyorlar. Çevredeki insanlara bakıyorum da sırf belki de yalnız kalmamak adına birbirleriyle arkadaşlıklarını devam ettiriyor, yine yalnız kalmamak adına birlikteyken mutsuz da olsalar partnerleriyle ilişkilerini yürütebiliyorlar. Yalnızlık korkumuzdan olsa gerek, insanlar arasında oradan oraya savrularak kalabalıklar içindeki kimsesizliği yaşıyoruz. Bu yüzden de zamanla kendimize yabancılaşıyoruz.
Bir gün eğer yolda yürürken, işteyken, durakta otobüs beklerken yahut aynaya bakarken rastlarsanız bizim Yalnızlık Hanım’a,  korkmayın sakın! Gidin yanına, bir merhabayı esirgemeyin. Hatta oturun bir kahve eşliğinde sohbet edin. Böyle bir fırsatı her zaman bulamayabilirsiniz çünkü.  Bizim bu tatlı hanımın sohbeti de çok iyidir, donanımlıdır epey kendisi. Kaliteli müzikten, kitaplardan, felsefeden pek bir hoşlanır. Siz onunla sohbet ettikçe kendinizi daha ferahlamış hissedecek; hayattan beklentilerinizi, hayatın anlamını daha iyi kavramış olacaksanız, güvenin bana.
Ayrılık vakti geldi, çattı. Az önce uğurladım bizim Yalnızlık Hanım’ı, en yakın zamanda tekrar görüşmeyi ümit ederek…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder