YALNIZLIĞA
ÖVGÜ
Bugün işten çıkınca doğruca eve geldim. Karnım acıkmıştı,
yemek hazırlamaya koyuldum. Birden kapı çaldı -ya da ben öyle hissettim- davetsiz
bir misafirim vardı: Yalnızlık Hanım!
Hoş, onun kapıyı çalmasına bile gerek yok ya. Ben kapıyı açsam
da açmasam da zaten istediği zaman istediği şekilde gelir pat diye hayatıma.
Bazen de yanımda insanlar olsa bile ben ona giderim koşarcasına. Bir yerde
olurum bazen, etrafta bir sürü insan vardır. Lakin canım sıkılır, kaçmak
isterim oradan. Evime kapanmak, bizim Yalnızlık Hanımla sohbet etmektir niyetim.
Belki de yine onunla bir film izlemek, bir kitap üstüne düşünmek... Keserim
dünyayla o an bütün ilişkimi. Kimse bana ulaşamasın, bizi rahatsız edemesin
isterim. Kapatırım telefonu, bilgisayarı, televizyonu; başlar bu tatlı hanımla
keyif saatlerimiz.
Görüşmeyeli epey oldu mu yoksa bana mı öyle geliyor,
bilemedim doğrusu. Neyse… Çok özlemişim bizim Yalnızlık Hanım’ı yine. Birlikte
yemek yaptık, sonra da afiyetle yedik. Ardından kahveler yapıldı ve karşılıklı
kuruluverdik koltuklara. Evde ikimizden de ses çıkmıyordu, ama biz derin
derin sohbet ediyorduk. Çünkü sözcükler sadece zihinlerimizden dökülüyordu. Bir
süre böyle devam etti bu durum: Ben
söyledim, o düşündü; o söyledi, ben düşündüm…
Laf, döndü dolaştı. Bizim
Yalnızlık Hanım’ın bir sıkıntısı varmış meğer... İnsanların kendisini
anlamamasından şikâyetçi imiş. “Özellikle son dönemlerde herkes beni gördüğünde bir
cüzzamlıdan kaçarmış gibi kaçıyor” diye sitem etti bütün gün bana. Aslında
haksız da sayılmaz. Çağımızın en büyük hastalığı “yalnızlık korkusu” bence de.
İnsanlar yalnızlığı kimsesizlikle karıştırıyorlar çünkü. Yalnız olduklarında
çevrelerinde hiç kimse olmayacağını, hayatlarını tek başlarına geçirmek zorunda
kalacaklarını zannediyorlar. Çevredeki insanlara bakıyorum da sırf belki de
yalnız kalmamak adına birbirleriyle arkadaşlıklarını devam ettiriyor, yine
yalnız kalmamak adına birlikteyken mutsuz da olsalar partnerleriyle
ilişkilerini yürütebiliyorlar. Yalnızlık
korkumuzdan olsa gerek, insanlar arasında oradan oraya savrularak kalabalıklar
içindeki kimsesizliği yaşıyoruz. Bu yüzden de zamanla kendimize
yabancılaşıyoruz.
Bir gün eğer yolda yürürken, işteyken, durakta otobüs
beklerken yahut aynaya bakarken rastlarsanız bizim Yalnızlık Hanım’a, korkmayın sakın! Gidin yanına, bir merhabayı
esirgemeyin. Hatta oturun bir kahve eşliğinde sohbet edin. Böyle bir fırsatı
her zaman bulamayabilirsiniz çünkü. Bizim bu tatlı hanımın sohbeti de çok iyidir,
donanımlıdır epey kendisi. Kaliteli müzikten, kitaplardan, felsefeden pek bir
hoşlanır. Siz onunla sohbet ettikçe kendinizi daha ferahlamış hissedecek;
hayattan beklentilerinizi, hayatın anlamını daha iyi kavramış olacaksanız,
güvenin bana.
Ayrılık vakti geldi, çattı. Az önce uğurladım bizim Yalnızlık
Hanım’ı, en yakın zamanda tekrar görüşmeyi ümit ederek…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder